+90 216 606 55 00

Ödeme Emrinin İptali İstemine İlişkin Yargıtay Kararı

Ödeme Emrinin İptali İstemine İlişkin Yargıtay Kararı içeriğini FD Partners Hukuk Bürosu web sitesinde sizlere sunduk, hemen sitemizden inceleyebilir ve benzeri durumlarda destek talep edebilirsiniz.

10. Hukuk Dairesi         2020/3147 E.  ,  2021/1098 K.

Mahkemesi :İş Mahkemesi


Dava, ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir.

Mahkemece, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.

Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

Somut olay incelendiğinde, davacının ... Çiftçi Malları Koruma Kurulu meclis üyesi olduğu gerekçesi ile 2004/6-12, 2005/1-12 ve 2008/1-6 dönemine ilişkin prim, işsizlik sigortası prim borcu ve idari para cezasına ilişkin ödeme emirlerinin davacıya tebliği ile yasal süre içinde ödeme emrinin iptali davasının açıldığı, mahkemece bozma ilamı sonrasında davanın reddine karar verilmiştir. Mahkemece prim ve işsizlik sigortası prim borçlarını ihtiva eden ödeme emirlerine yönelik verilen karar yerinde ise de; idari para cezası ihtiva eden ödeme emirlerine dair verilen karar eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı olup, dari para cezası ihtiva eden ödeme emirlerine yönelik bozma ilamı gereği yerine getirilmemiştir.

Davanın idari para cezaları yönünden yasal dayanağını teşkil eden 506 sayılı Kanunun 140. maddesinde; gerekse 5510 sayılı Kanun'un 102. maddesinde, işverenin Kanunla düzenlenen yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde idari para cezası ile sorumlu olacağı düzenlenmiştir. Ancak, idari para cezası, neticede bir cezai yaptırım olup, cezaların şahsiliği ve kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkelerine göre, asıl borçlu şirket hakkında düzenlenen idari para cezasından, temsil ve ilzama yetkili kişi sıfatı ile hareket edenlerin şahsen sorumlu tutulamayacağı belirgindir.

Hal böyle olunca, öncelikle, Kurum tarafından bizzat davacıya yönelik düzenlenen idari para cezası kararı bulunup bulunmadı araştırılarak, varlığı halinde, 506 sayılı Kanunun 140. maddesi hükmü gözetilerek uyuşmazlık çözüme kavuşturulmalıdır. “Kurumca verilecek idari para cezaları” başlığını taşıyan 140’ıncı madde, idari para cezaları, cezayı uygulayacak makam, cezaya itiraz ve itirazı inceleyecek merci ile itiraz üzerine verilen karara karşı ilgililerce başvurulacak yargı yolu ve zamanaşımı konusunda düzenleme içermektedir. İdari para cezasına karşı fiilin işlendiği tarihteki yasal düzenlemeye göre süresi içinde Kuruma itiraz edilmemesi veya itirazın reddine karar verilmesi halinde yine süresi içinde ilgili Mahkemeye dava açılmaması ya da ilgili mahkemece itirazın reddine karar verilmesi hallerinde idari para cezası kesinleşir ve Kurum alacağına dönüşür. Kesinleşen idari para cezasına karşı iş mahkemesinde menfi tespit ve itiraz davası açılamaz. Burada söz konusu olan idari para cezasının kendisinin iptali olup, tahsili nedeniyle tanzim edilen ödeme emrinin iptali ya da borçlu olmadığının tespiti talepleri iş mahkemesinin görev alanındadır. 06.05.1993 tarih ve 3910 sayılı Yasa ile değişik 140. maddenin son fıkrasına göre idari para cezalarının tahakkuk ve tahsilatında 10 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanacağı düzenlenmiş, anılan fıkra 06.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4958 sayılı Kanunun 51’inci maddesiyle, “fiilin işlendiği günden itibaren beş yıl içinde tebliğ edilemeyen idarî para cezaları zamanaşımına uğrar.” şeklinde değiştirilmiş, sonrasında 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun aynı başlıklı 102’nci maddesinde, idari para cezalarının on yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, zamanaşımı süresinin, fiilin işlendiği tarihten itibaren başlayacağı öngörülmüştür.

Mahkemece, davacıya yönelik düzenlenen idari para cezası kararının varlığı halinde, yukarıda açıklanan prosedür çerçevesinde, 506 sayılı Kanun’un 140. maddesi uyarınca başlatılmış prosedürün bulunup bulunmadığı araştırılmalı, varlığı saptandığında idari para cezasının kesinleşmesi olgusu bekletici sorun yapılarak idari para cezalarının kesinleşip kesinleşmediği belirlenmeli, idari para cezasının fiilin işlendiği tarihten itibaren zamanaşımı süreleri gözetilerek, 6183 sayılı Yasa gereği zamanaşımını kesen sebepler araştırılıp, zamanaşımı ve işin esası konusunda, yapılacak değerlendirme sonucuna göre karar verilmelidir.

Yapılacak araştırma sonucu, davacıya yönelik düzenlenen idari para cezası kararının bulunmadığının belirlenmesi halinde ise, cezaların şahsiliği ve Kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkelerine göre, asıl borçlu şirket hakkında düzenlenen idari para cezasından davacının şahsen sorumlu olmayacağı gözetilerek, varılacak sonuca göre karar verilmelidir.

Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, eksik inceleme ve araştırmayla yazılı şekilde karar tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 03.02.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.

İlginizi Çekebilecek Diğer Yazılar

  • Boşanma Sebepleri Nedir?
    Boşanma davaları, çiftler arasında yaşanan pek çok farklı problem sonrasında ortaya çıkar. Evlilik süresince meydana gelen negatif durumlar, kişilerin boşanma evresine geçmesine neden olur.
  • Şirket Avukatı Hangi Davalara Bakar?
    Şirket avukatı rermaye artırımından birleşme ve devralma davalarına, sözleşmelerin düzenlenmesinden danışmanlık hizmetlerine kadar geniş bir yelpazede faaliyet gösterirler.
  • İcra Takibi Nedir?
    İcra takibinin ne olduğunu bilmeden önce ilk olarak icranın ne olduğunu bilmek gerekir. İcra yapılan herhangi bir borcun ödenmediği durumlarda devlet zoru ile ödenmeye başlatılması işlemine denir.
E-Bülten
E-Bülten Aboneliği
Duyurular ve yeniliklerden haberdar olmak için e-bültenime kayıt olun.