+90 216 606 55 00

Mahkeme Kararı İle Sona Erme

Türk Ticaret Kanunu'nda 2012 yılında yapılan önemli değişikliklerle birlikte, mahkeme kararı ile sona erme ve tasfiye süreçleri üzerinde köklü düzenlemeler gerçekleşti. Bu değişiklikler, özellikle anonim şirketlerin sona erme sebeplerini netleştirmiş ve haklı sebeplerle fesih, ek tasfiye ve tasfiyeden dönme kurumlarını getirmiştir. Şirketler ve ticaret hukuku ile alakalı tüm konularda hukuki destek almak için web sitemizin iletişim bölümü üzerinden bize ulaşabilirsiniz. Ayrıca konu ile alakalı olarak "Anonim Şirketlerde Sona Erme" başlıklı makalemizi inceleyebilrisiniz.

Yeni TTK m. 529, anonim şirketlerin sona erme sebeplerini detaylı bir şekilde sıralamaktadır. Özellikle esas sözleşmede öngörülen sürenin sona ermesine rağmen faaliyetlerine devam eden şirketlerin durumu açıklığa kavuşturularak belirsiz süreli hale gelmeleri önlendi. Aynı madde, işletme konusunun gerçekleşmesi veya imkânsız hale gelmesini de sona erme sebepleri arasında saymaktadır. Bu noktada, Yeni TTK'nın tercih ettiği "işletme konusu" ifadesi, önceki "şirket maksadı" ifadesine göre daha spesifik bir düzenleme getirmiştir. Ticaret ve şirketler hukuku alanında uzman avukatlarla çalışmanın önemi hakkında “Şirket Avukatı” başlıklı makalemizi incleyebilirsiniz


Özel Sona Erme Durumları Hakkında


Yeni TTK m. 530, şirketin kanunen gerekli organlarının mevcut olmaması ya da mahkeme kararı ile sona erme konusunda genel kurulun toplanamaması gibi özel durumları düzenler. Bu durumda, asliye ticaret mahkemesi tarafından belirlenen bir süre içinde durum düzeltilmezse, şirketin feshine karar verilir. Özellikle, tek kişilik anonim şirketlerde pay sahiplerinin sayısının beşten aşağı düşmesi durumu artık sona erme sebebi olarak kabul edilmez.
Yeni TTK m. 531, haklı sebeplerle fesih kurumunu detaylandırarak, sermayeyi temsil eden pay sahiplerinin şirketin feshine karar verilmesini talep etme hakkını düzenler. Haklı sebep kavramının içeriği madde metninde belirtilmemiş olsa da, mahkemenin çeşitli çözüm yollarına karar verebilme yetkisi vurgulanmıştır. Ticaret ve şirketler hukuku alanında danışmanlık hizmeti almak için web sitemizde yer alan telefon numarası ve whatsapp hattı üzerinden uzman avukatlarımızla görüşme sağlayabilirsiniz.

Sona erme durumu, Yeni TTK m. 532 uyarınca iflastan veya mahkeme kararından kaynaklanıyorsa, YK tarafından ticaret siciline tescil ve ilan ettirilir. Şirket, istisnalar saklı kalmak üzere tasfiye sürecine girer. Yeni TTK m. 533/2, tasfiyeye giren şirketin organlarının yetkilerinin tasfiye amacıyla sınırlı olarak devam edeceğini belirtir, bu da iflas halinde tasfiye ve şirket organlarının durumunu TTK'ya paralel olarak düzenler. Yeni TTK m. 536 ve devamı maddeler, tasfiye sürecine dair düzenlemeler içerir. Tasfiye memurlarının atanması, esas sözleşme veya GK kararıyla YK tarafından yapılır. Mahkeme kararıyla atanmış tasfiye memurlarının tescil ve ilanı için mahkeme kararı yeterli görülür. Bu dönemde, pay sahiplerinin, alacaklıların veya Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'nın istemiyle uygun bir tasfiye memuru atanabilir. Şirketlere sunmuş olduğumuz hizmetlerle alakalı “Şirketlere Hukuki Danışmanlık Hizmeti” başlıklı makalemizi inceleyebilirsiniz.


Tasfiye Ve Sona Erme Halleri


Yeni TTK ile getirilen düzenlemeler, şirketlerin sona erme ve tasfiye süreçlerini daha şeffaf hale getirmiştir. Haklı sebeplerle fesih imkanları ve özel durumların detaylı düzenlenmesi, ticaret hayatında daha sağlıklı bir hukuki çerçeve oluşturmuştur. Türk Ticaret Kanunu'nda yapılan güncellemelerle birlikte, şirket tasfiye süreçleri detaylı bir şekilde ele alınmış ve tasfiye memurlarının yetkileri, alacaklıların korunması ve dağıtım süreci gibi kritik konularda önemli değişikliklere gidilmiştir. Ticaret ve şirketler hukuku ile alakalı tüm detaylar hakkında bilgi ve danışmanlık hizmeti almak için web sitemizin iletişim bölümü üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

Hukuk büromuz yeni TTK m. 539, tasfiye memurlarının yetkilerini sınırlayarak ve aynı zamanda belirli işlemler için temsil yetkisi verilmesini düzenleyerek şeffaflığı sağlamaktadır. Ancak, tasfiye memurlarının üçüncü kişilerle yapacakları tasfiye dışı işlemler, üçüncü kişinin işlemin tasfiye amacı dışında olduğunu bilmesi veya bilememesi durumu hariç olmak üzere şirketi bağlar. Bu düzenleme, şirketin güvenliğini ve aynı zamanda da tasfiye sürecinin dürüstlüğünü vurgulamaktadır.


 

 

 

İlginizi Çekebilecek Diğer Yazılar

E-Bülten
E-Bülten Aboneliği
Duyurular ve yeniliklerden haberdar olmak için e-bültenime kayıt olun.